Psikolog Leyla Navaro Hanımefendiye Açık Mektup
Milli Gazete-Köşe Yazıları
- 27 Aralık 2018
Çarşamba
Sayın hanımefendi…
internet sitesinde okudum, bir Yahudi vatandaş olarak şikayetçi imişsiniz, “Çok üzgünüm, tedirginim, korkuyorum” diyormuşsunuz.
Bendeniz gençliğimde antisemitizm yapmış bir kimseyim. Artık antisemit değilim,
Nice Yahudi tarihçi, filozof, düşünür, hattâ haham antisiyonist olabilirken, benim gibi bir Müslümanın da böyle olması yadırganacak ve şaşılacak bir şey değildir.
ile
birbirine kesinlikle karıştırmamak gerekir.
i bilirsiniz sanırım. Kendisi Yahudi kökenlidir, İsrail’de oturmaktadır ve var gücüyle bu devletin ve bu ideolojinin aleyhinde bulunmaktadır. İsrail ve Siyonizm aleyhinde hayli kitap ve makale yazmış, konferanslar vermiştir. Bu faaliyetine bütün hızıyla devam etmektedir.
Korkmanıza hiç hacet yok. Siz benim komşum olsanız, herhangi bir olumsuz vak’ada, sizi korumayı bir insanlık vazifesi sayarım.
Biraz kendimden bahs etmek istiyorum. Yaşım hayli ilerledi. Elli seneye yakın bir müddet içinde bir gazeteci, bir yazar, Türkiyeli bir Müslüman olarak çok baskı gördüm. Mahkemelerde süründüm, cezaevlerinde yattım, altı sene kadar vatanımdan kaçıp gurbetlerde çileler çektim. İtildim, kakıldım, hakarete uğradım, sömürge yerlisi, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüm. Bütün bunlar da başıma Müslüman olduğum, İslâm’ı savunduğum, düzene veya sisteme muhalefet ettiğim için geldi.
Bu çektiklerimde Yahudilerin tesiri var mıydı? Elbette bütün Yahudilerin yoktu ama bir kısım Kripto Yahudilerin vardı. Türkiye’deki
sisteminde o birtakım Yahudilerin çok tuzu biberi bulunmaktadır. Listenin başında da meşhur
gelir.
Azınlık olmalarına rağmen bir kısım Dönmeler yakın tarihte Müslümanların ensesinde boza pişirmişlerdir. Bütün bu baskılar ve zulümler hukuka, ahlâka, Türkiye’nin dominant kimliğine, evrensel insan haklarına aykırı olarak yapılmıştır.
Sadece dönmeler yahut Sabataycılar mı? Zahiren Türk ve Müslüman görünen Karaylar. (Etliye sütlüye karışmayanlarını tenzih ederim…) Kürt Yahudileri. Rumeli, Balkan Yahudileri… Bunlar asıl kimliklerini gizlemişler, dıştan Türk ve Müslüman görünmüşlerdir. Kafkasya Yahudileri. Bunlar da iki kimliklidir.
Pogromlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan ve bilahare
Yahudileri de unutmayalım. Ben Müslüman bir Türkiyeliyim. Musevîliğin, Hıristiyanlığın şeriatı olduğu gibi benim de şeriatım vardır. Yahudi Moiz Kohen efendi, Yahudiliğini ve Musevîliğini gizlemiş, Tekin Alp takma adıyla Türkçülük ve milliyetçilik kitapları yazmış ve onlardan birine
bölüm başlığını koymuştur. Onun bu yaptığı doğru mudur? Türkiyeliliğe, vatandaşlığa, insanlığa, medeniyete sığar mı? Bu son derece vahim bir provokasyon değil midir?
Öteki Yahudiler niçin Moiz Kohen’i yalanlamamışlar, yaptığının yanlış olduğunu açıkça söylememişlerdir? Son seksen beş yıl içinde Türkiye Yahudilerine bazı baskılar yapılmıştır ama emin olun, bu baskılar Müslümanlara yapılan baskıların ve zulümlerin yüzde biri bile değildir.
Sadece
vak’asında,
İstiklal Mahkemelerinin karakuşî kararlarıyla asılan mâsum dindar Müslümanların, ulemanın, tarikat şeyhlerinin, sofuların sayısı ise binlercedir.
Yahudilerin haham yetiştiren seminerleri kapatılmamıştır ama Müslümanların medreselerinin, din mekteplerinin, tekkelerinin üzerinden silindir gibi geçilmiştir. Yahudilerin ibadetlerine, İbrani veya Ladino lisanlarına karışılmamış, Müslümanların karışılmıştır.
Yakın tarihimizde ülkemizdeki binlerce Müslüman mezarlığı ve hazire düzlenmiştir ama Sabataycıların Bülbülderesi mezarlığının bir taşına dokunulmamıştır. Yahudilerin İbrani diliyle yayın yapmaları serbesttir ama Müslümanların Kur’ân ve İslâm yazısıyla yayın yapmaları hâlâ yasaktır.
Bildiğinizi sanırım, Dönmelerin temel bir prensibi vardır:
Biz Müslümanlar,
çok çekmişizdir.
İşte yukarıda bir nebzesini saydığım haksızlıkların, zulümlerin, real politiklerin; Kripto Yahudiler, Dönmeler ve Benzettikleri tarafından yapıldığına dair çok deliller, karineler, belgeler bulunmaktadır.
Bendeniz bu ülkede, çoğunluğa mensup olduğum halde rahat, huzurlu, güvenli bir hayat süremedim. Sizi ve bu anlattığım zulümlere bulaşmamış kişileri tenzih ederek beyan ediyorum, bunlarda hep birtakım Yahudilerin parmağı, tuzu biberi vardır.
Yahudilerin dinî vazifelerinden biri de, hangi ülkede yaşıyorlarsa oradaki devlete sadık olmak, onun iyiliği için dua etmektir.
bilirsiniz. Ülkemizdeki Yahudi düşmanlığını birtakım aşırı Siyonistler dolaylı şekilde körüklemişlerdir.
Bugün Türkiye’de en azılı İslâm ve Müslüman düşmanlığını iki kimlikli birtakım Yahudiler yapmaktadır. Toplumsal barışa ve mutabakata taraftar Musevîlerin bence yapmaları gereken şeyler şunlardır:
1. İslâm ve Müslüman düşmanı aşırı siyonistlere cephe almak. Anti-siyonist olmak.
2. İsrail’i,
protesto etmek.
3. Çoğunlukta olan Müslümanlarla iyi geçinmek, onların dertlerini paylaşmak.
4. Vaktiyle, 1926’da
adıyla bir kitap yazmış olan
gibi, Müslüman Türklerin kültürünü ve hukukunu müdafaa etmek.
5. Başörtüsü konusunda Müslümanları desteklemek.
6. Müslümanların, bu ülkede Yahudiler kadar din, ibadet, inandığı gibi yaşamak hak ve hürriyetine sahip olmaları için çalışmak.
7.
Türkiye’deki tarihî ârıza ve kopukluğun giderilmesi için Müslümanlarla birlikte hareket etmek.
Bütün bunların, söylemesi kolay, yapılması çok zor işler olduğunu biliyorum. Maalesef ülkemiz korkunç bir kaos, kargaşa ve anarşi içindedir. Lakin istenirse yine de iyi şeyler yapılabilir.
Söylemeye hacet yok,
Siz psikolog olduğunuz için zekanın türlerini bilirsiniz. Akla gelince, o zekadan biraz başka, onun üzerinde olan bir kuvvedir.
Biliyorum, çok şeyler yazmışsın ama delil, hüccet getirmemişsin diyeceksiniz.
Amerika’da yayınlanan
yayınlanmış olan bir yazı… İsterseniz, bilenlere sorup buna ulaşabilirsiniz.
Hanımefendi!.. Sözü daha fazla uzatmayayım, açık mektubuma saygılarımla son veriyorum. 05 Şubat 2009